EPO: Eritropoietin Nedir? Tanımı, Etkileri, Riskleri

EPO Eritropoietin Nedir Tanımı, Etkileri, Riskleri - Epo Döngüsü

Eritropoietin veya bilinen adıyla EPO Nedir? Oksijen taşıma kapasitesinde rolü nedir? Fazla EPO ölümcül olabilir mi? Egzersiz yoğunluğu ile EPO artar mı? EPO’nun beyin üzerinde etkisi var mı? EPO, sporda ne zaman yasaklandı? EPO’nun tarihte en hızlı satış rekoru kıran ilk biyomühendislik -laboratuvar- ürünü olduğunu biliyor muydunuz?

Böbreklerin bir görevi kırmızı kan hücrelerinin kütlesini denetlemektir. Renal arterden böbreğe ulaşan kanı denetleyen REPOS (renal EPO producing oxygen cell) hücreleri, kandaki oksijen seviyesini denetler. Eğer kandaki oksijenin düşük olduğunu farkederlerse bu hücreler Erythropoietin veya “EPO” olarak bildiğimiz hormonu salgılarlar.

Denetlenen kanın oksijen seviyesi azaldıkça, EPO hormonu daha fazla salgılanmaya başlar. Bu denetimin böbreklerde olması oldukça mantıklıdır. Çünkü sağlıklı bir yetişkinin böbreklerinden dakikada 1 litreye yakın kan geçer. Bu rakam ise kardiyak debinin %20’sine tekabül eder.

EPO hormonu salgılanıp, dolaşıma katıldığında kırmızı kemik iliğine doğru yol alır.

Kırmızı kemik iliğinde barınan kök hücreler, sinyalı algılar ve kırmızı kan hücresi üretir. Yani EPO, erythropoiesis sürecini tetikler ki bu süreç kırmızı kan hücrelerinin üretilmesini ifade eder. Ve bu şekilde eritrositlerin çoğalmasıyla daha fazla oksijen taşınabilir.

EPO Hormonunun Salınımı ve Geribildirim Döngüsü
EPO Hormonunun Salınımı

Tabi buradaki oksijen, kırmızı kan hücrelerindeki oksijen taşıyan hemoglobinler aracılığıyla hareket eder.

Kan böbreklere tekrar ulaştığında, REPOS hücreleri oksijen seviyesinin arttığını algılar ve EPO üretimi azaltır. Bu şekilde kırmızı kan hücrelerinin yoğunluğu kontrol edilir ve hematokrit -kırmızı kan hücrelerinin oluşturduğu hacmin, toplam kan hacmine oranıdır- dengede tutulur.

Yani EPO, mesajı taşır ve sürecin tetiklenmesi için gerekli bir hormondur.

Hasta olduğumuzda veya vücudumuzu fiziksel olarak zorlayacağımız düşük atmosfer basıncının olduğu yerlerde bulunduğumuzda, vücudumuz oksijenin düşüşüne bağlı olarak tepkiler verir. Bu, eğer vücudunuz strese dayabilirse, oksijen kullanma kapasitenizdeki artış ile sonuçlanır.

Burada oksijeni kullanma yeteneği önemlidir çünkü bu yetenekte düşüş oldukça zor telafi edilir.

Oksijeni kullanma yeteneği aerobik egzersizler aracılığıyla artırılabilir. Aynı zamanda yaşa bağlı olarakta azalan oksijen kullanma yeteneğini artırmak için EPO kullanılabilir.

Oksijen tüketimini artırmak için EPO kullanmalı mıyım?

Etik olmayan, zararlı, EPO-kan doping yöntemleri ile oksijen taşıma kapasitesini etkili bir şekilde artıran daha güvenli beslenme arasında belirgin farklar vardır.

Öncelikle sporcunun sağlığından ödün vermeden EPO’nun etkilerine benzer şekilde oksijen taşıma kapasitesi beslenme ile artırılabilir. %48’e varan EPO seviyeleri, erkeklerde egzersiz performansını güvenli bir şekilde artırır.

Ancak bu seviyenin ötesinde, sağlıktan ödün verme riski artar. Oksijen taşıma kapasitesini artırmak için vitaminler, mineraller, proteinler ile ilgili aşağıdaki beslenme önerileri incelenebilir.

Fazla EPO ölümcül olabilir mi?

Evet. Etkili ve öldürücü EPO miktarları arasındaki fark çok dardır. EPO kullanımı öldürücü olabilir. Performans geliştirme amacıyla birçok atletin, EPO takviyelerinin yanlış kullanımı nedeniye nedeniyle öldüğü biliniyor. Bu konudaki haberler için link…

Dışarıdan vücuda alınan EPO’nun fazla kullanımı, hematokrit seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Yüksek hematokrit ise, kanın daha zor pompalanmasına neden olur. Buna bağlı olarak kalp krizi riski artar.

Ek olarak alınan EPO, kullanıldıktan sonra 48 saat içinde idrardan, sonraki 72 saat içinde ise kandan temizlenir. Fizyolojik etkileri ise aylarca devam edebilir.

Beslenme diyetleri, EPO’yu artırmak için egzersiz yoğunluğunun etkileriyle paralel fizyolojik gelişimler gösterebilir. Beslenme ve egzersize ek olarak alınan demir takviyesi ile düşük hematokrit düzeyi daha yukarılara çekilebilir (sadece doktor tarafından reçete edilir ve takibi önerilir).

Erkeklerde %48, kadınlarda ise %45 referans aralığı olarak kabul edilir ve üzerine çıkılmamalıdır. Bu konu tartışmaya açıktır ve EPO’nun egzersiz dışında kullanım alanları da oldukça yaygındır.

EPO’nun doğal üretimini ve vücudun oksijen taşıma kapasitesini başka hangi besin öğeleri ve süreçleri etkiler?

Demir: Oksijen taşıma kapasitesini sağlamak için önerilen günlük demir ihtiyacı kesinlikle karşılanmalıdır. Demir için besin kaynakları kırmızı et, karaciğer ve yumurta sarısı olabilir. Un, ekmek ve tahılların çoğu demirle takviye edilir. Demir eksikliği çekmeye devam edilirse, doktorunuza danışarak demir takviyesi alın ve süreci takip edin. Demir içerikli besinler için şu sayfayı inceleyebilirsiniz.

Kalori Alımı: Metabolizmanın birçok sürecinde olduğu gibi EPO üretimi için de enerjiye, dolayısıyla kaloriye ihtiyaç duyulur. EPO hormonunun salınımı için egzersizle ile harcadığınız kaloriyi karşılamalısınız. Antrenman aşırı kilo kaybına neden oluyorsa, muhtemelen aynı zamanda EPO’da kaybediyorsunuz. Dikkatli olun.

Hormon ve Glikoz: EPO üretimi ayrıca glikoz metabolizması ve alınan kalori miktarı ile karmaşık bir şekilde etkileşim içinde olan hormonlara bağımlı köklere sahiptir.

Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, hipoksik ortamdaki 48 saatlik açlığın, dolaşımdaki tiroid hormonu düzeylerini ve renal ve ekstrarenal eritropoietin (EPO) üretimini önemli ölçüde azalttığı görülmüş.

Ancak açlık sonucu ortaya çıkan bu etkilerin -protein alımı olmamasına rağmen, hayvanlar içme suyu olarak %25 glikoz çözeltisine serbestçe eriştiklerinde tamamen ortadan kalktığı gözlemlenmiş. Fizyolojik etki mekanizmalarının nasıl çalıştığı konusunda karara varmak oldukça zor görünüyor. Özellikle konu hormonlar olduğunda!

EPO’nun sinir sistemi üzerindeki etkileri

Ne kadar uzak gibi görünse de fizyolojik olarak etkilediğiniz hiçbir sistemde, diğer süreçlerden ve sistemlerden uzak olamazsınız. Sinir sistemi de buna dahil. Böyle bir denetleme mekanizması da kesinlikle etkilenecektir.

Bazı sporcuların performanslarını artırmak amacıyla kan dopingi olarak eritropoetin kullandıklarını biliyoruz.

Zürih Üniversitesi’nden araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yapılan testlerle EPO’nun, enjekte edildikten kısa bir süre sonra kandaki oksijen taşınmasını iyileştirerek sinir sisteminde aktivasyon artırıcı bir etkiye sahip olduğunu keşfetmişler. Uzmanlar, gözlemledikleri kadarıyla EPO’nun motivasyonu da artırdığından ve depresyon tedavisinde faydalı olabileceğini düşünüyorlar.

Sona doğru

Sağlıklı yetişkinlerde böbrekler, doğal eritropoietin üretiminin yaklaşık %90’ını karşılar. Doku oksijeninin azalması, eritropoietin üretimini etkiler. Soluduğumuz havada daha az oksijen satürasyonu (irtifa veya hipoksik interval antrenmanların neden olduğu) böbrekleri etkiler ve oksijen yoksunluğunu gidermek için EPO üretiminin artmasına sebep olur. Kimyasal reaksiyonlar tetiklenmiştir ve dokuya oksijen ulaşmalıdır.

Hipoksi veya anemi, kırmızı kan hücrelerinin üretimini artırmak için böbrekte eritropoietin üretimini uyarır.

Bazı gıdaların ve maddelerin diyetteki yetersizliği, hormon dengesizliği ve bazı hipoksik antrenman stresleri doğal EPO üretimini baskılayabilir veya engelleyebilir.

Ek olarak, kalori kısıtlamasından (veya egzersize bağlı besin yetersizliği) kaynaklanan beslenme dengesizliği, dehidrasyon, fazla kalsiyum, aşırı inositol, veya hipoksik interval antrenmanların yetersizliği eritropoetinin doğal üretimini engelleyebilir.

Vücudun kırmızı kan hücresi üretiminin sağlıklı olmasını ve oksijen taşıma kapasitesinin düzgün çalışmasını sağlamak için diyet ve sağlık amaçlı birçok yol vardır. Egzersiz çeşitlerinden ve irtifadaki etkilerinden ayrıca bahsetmek gerekir.

İlginizi çekebilir: Sporda Madde Kullanımı: Başlangıç, Tanım ve Yasaklılar Listesi

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.