Kortizol Hormonu: Tetiklenmesi, Salınımı ve Engellenmesi

Kortizol Hormonu Tetiklenmesi, Salınımı, Engellenmesi - Kortizol Formülü - Yeni

Bu yazıda kortizol hormonunun sentezlenmesi ve salınımının nasıl gerçekleştiğine, geribildirim mekanizmalarına ve vücudumuz üzerindeki etkilerine göz atacağız. Daha önceki iki yazıda fizyolojik mekanizmalarını ve geribildirimlerini daha iyi anlamak amacıyla büyüme hormonu ve testosteron hormonunun nasıl salgılandığı ve salınımın nasıl durdurulduğundan bahsettik.

Kortizol hormonu da testosteron gibi bir steroid hormonudur.

Öncelikle kortizol hormonunun sentezi ve salınımı için uzun süreli açlık, uzun süreli egzersiz, stres veya sirkadiyen ritimler önemli rol oynar.

Kortizol hormonu stres hormonu olarak da bilinir.

Kortizol hormonu sirkadiyen ritim içinde gün boyunca sentezlenir ve salgılanır. Geceleri ise salgılanmaz.

Kortizol Hormonunun Salınım Süreçleri

Döngülerini anlamak için diğer hormonları anlatırken yaptığımız gibi hipotalamus ile başlamalıyız. Hipotalamusun içindeki nörosekretör hücreler hormonların sentezi ve salınımlarının tetiklenmesinde etkin rol oynar.

Kortizol salınımı için öncelikle nörosekretör hormonları kortikotropin salgılayan hormonları (CRH – corticotropin-releasing hormone) sentezler ve salgılar.

Kortizol Hormonu: Tetiklenmesi, Salınımı, Engellenmesi - Kortizol Formülü
Kortizol Hormonunun Yapısı (Kaynak: Spartan ’04 Student Edition)

Nörosekretör nöronlar CRH sentezlediğinde, bu hormonlar akson boyunca ilerler ve akson terminaline ulaşır. Akson terminaline ulaştıklarında ise salınım gerçekleşir.

CRH salgılandığında, hipotalamus ile ön hipofiz bezi arasındaki bağlantıyı sağlayan hipofizeal portal sisteme ulaşır. Burada CRH, endokrin hücrelere bağlanır. Bağlanma gerçekleştiğinde ön hipofiz bezi başka bir hormonun sentezi ve salınımını gerçekleştirir: adrenokortikotropik hormon (ACTH – adrenocorticotropik hormone).

ACTH sistemik dolaşıma katılır ve tüm vücuda yayılır. Bu hormonlar özel olarak adrenal bezleri hedef alır. Adrenal bezleri, böbrek üstü bezleri olarak da duymuş olabilirsiniz. Bu noktada adrenal bezlerden bahsetmek gerekirse iki bölümü vardır. Birincisi merkezinde bulunan medulla, diğeri ise medullayı kaplayan ve dış katmanı oluşturan adrenal korteks.

ACTH, adrenal bezleri hedef aldığında adrenal korteksin fasikülata bölgesini hedef alır. Ve bu bağlanma gerçekleştiğinde zona fasikülatayı kortizol hormonu sentezi ve salınımı için uyarmış olur. Yani kortizol sentezlemek ve salgılamak zona fasikülatanın en önemli görevidir.

Kortizol Hormonunun Dolaşımdaki Hedefleri

Kortizol hormonu dolaşıma katıldığında birkaç farklı hedefi vardır.

İlk olarak yağ dokularını hedef alır. İster viseral bölge yağları ister periferik yağ dokusu olsun, kortizol lipoliz etkisi yaratır. Yani yağları parçalar. Lipoliz gerçekleştiğinde trigliseridi, gliserol ve yağ asitleri olarak ele abiliriz.

Gliserol karaciğerde glukoza dönüştürülebilir ve bu gerçekleştiğinde plazma glukoz düzeyini artırır.

Yağ asitleri de dolaşıma katılır ve plazmadaki yağ asitlerinin miktarı da artmış olur. Ayrıca yağ asitleri de karaciğere ulaşır ve asetil koenzim A (asetil KoA) molekülüne dönüştürülür. Bu moleküller de keton cisimlerine döndürülür (bu sürece ketojenez denir) ve kan dolaşımına katılırlar. Böylece plazmadaki keton cisimleri miktarı artmış olur.

Kortizol Hormonu Tetiklenmesi, Salınımı, Durdurulması - Kortizol Mekanizması
Kortizolun Salınım ve Geribildirim Mekanizmaları (Kaynak: sciencedirect.com)

Kortizol ayrıca iskelet kaslarını da etkiler. Bu etkileşim gerçekleştiğinde proteoliz ile karşı karşıya kalırız. Yani amino asitlerin oluşumu. Çünkü proteinler parçalandı.

Bu amino asitler dolaşıma katılır ve plazmadaki yoğunlukları artar. Ayrıca bu amino asitler karaciğere de gider. Karaciğere ulaştıklarında pirüvik asitlere dönüştürülürler ki bu da glukoza dönüştürülmelerinin yolunu açar. Ve sonuç olarak plazma glukoz düzeyleri de artmış olur.

Yani kan dolaşımındaki kortizol düzeylerinin artmasıyla plazma glukoz konsantrasyonları, amino asit konsantrasyonları, keton cisimleri ve yağ asit düzeyleri artar. Birlikte artmaları ile tüm bu maddeler viseral dokularda trigliserid olarak saklanır. Ya da daha bildiğimiz adı ile yağlar olarak. Uzun vadede bu başka bir stres olarak karşımıza çıkar.

Kortizolun Kronik Etkileri

Vücudumuzu uzun süreli strese maruz bıraktığımızda yani kortizol hormonunu uzun süre salgıladığımızda kronik stres meydana gelir. Küçük streslerin vücuda faydalı olduğunu biliyoruz ancak kronik stres onlardan biri değil.

Şimdi viseral ve periferik yağlarınız olduğunu düşünün. Yani hem karın kaslarınızın iç tarafında organlarınızı saran bir yağ dokusu hem de dış katmanda derinizi saran bir yağ dokusu.

Eğer kronik strese maruz kalırsanız, kan dolaşımına glukoz, yağ asitleri, amino asit ve daha önce saydığımız maddeler salınacaktır. Ve bu maddeler viseral yağlarda saklandığı için bel çevresinde ciddi bir yağlanmaya neden olacaktır.

Kortizolun Beyin Üzerindeki Etkileri

Kronik streslere bağlı olarak kortizol salınımının beyin üzerinde de etkileri vardır. Hipokampüs -beynin medial temporal bölgelerinde yer alan, başlıca görevleri hafıza ile ilgili olan ve endokrin sistem düzenlemesinde de rol oynayan ve daha birçok sistem üzerinde etkili bölgesi- kronik stres oluşursa atrofiye uğrar. Yani küçülmeye ve kendini yok etmeye başlar.

Hipokampüsün normal fonksiyonu, kısa süreli hafızanın uzun süreli hafızaya dönüştürülmesinde etkindir. Yani hipokampüsünüz atrofiye uğrarsa bu özelliklerde kayıplara uğrayabilirsiniz. Yani hafıza kaybına neden olur.

Kronik kortizol salınımı, prefrontal kortekse de zarar verir. Prefrontal korteks, konsanstrasyon, karar verme ve yaratma becerilerimizle ilişkilidir. Bu sistemlerdeki bozulmalar ise depresyona yol açabilir.

Ayrıca kortizolun kronik salınımı ile, beynin bir başka yapısı olan amigdala da etkilenir. Amigdalanın birçok işlevi olsa da genellikle korku ve endişe bölgesi olarak bilinir. Maruz kalınan uzun süreli stres ile bu yapıda başlayan bozulmalar anksiyete ve depresyona neden olur.

Yine strese bağlı kronik kortizol salınımı boyun altı bezleri olarak da bilinen timüsün atrofiye uğramasına neden olur. Timüs çok önemlidir çünkü bağışıklık sisteminin tepkilerinde görev alır. Bu hücreler küçülmeye ve yok olmaya başlarsa, bağışıklık sistemindeki rolü azalır ve bağışıklık sisteminin tepkileri baskılanır. İnsan vücudu bu şekilde hastalıklara karşı zayıf bir hale gelir.

Kortizol Hormonunun Salınımının Durdurulması

Kortizol sentezlenip salındığında, vücut sistemlerinin bunu engellemesi veya durdurması gerekir.

Kortizol sistemik dolaşımdayken ön hipofiz bezindeki endokrin hücrelerde baskılanmaya yol açar. Bu da endokrin hücrelerin CRH hassasiyetini baskılar. Bu baskılanma ise ACTH hormonunun salınımını azaltır.

Aynı zamanda kortizol hipotalamus üzerinde de baskılayıcı bir rol oynar. Hipotalamus üzerinde bu etki gerçekleştiğinde CRH hormonunun sentezlenmesini ve salgılanmasını baskılar. Yani hipotalamus ile ön hipofiz bezindeki endokrin hücreler ACTH salınımı için haberleşemez. Bu haberleşme olmazsa ACTH zona fasikülatanın reseptörleri ile bağlar kuramaz ve kortizol salınımı gerçekleşemez.

Bu şekilde de kortizol salınımı durdurulmuş olur.

İlginizi çekebilir: Testosteron Hormonu: Tetiklenmesi, Salınımı, Engellenmesi

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.